Beşiktaş JK Voleybol altyapısında geçirdiği iki sezonun ardından, İspanya devi Barcelona’ya transfer olan Derin Atar bir anda dikkatleri üzerine çekti.
Başarılı genç sporcu, Katalan ekibi ile geçirdiği yarım sezonun ardından memleketi İzmir’e döndü ve Altınordu’ya transfer oldu. Yeni sezonda ise yine bir İzmir ekibi olan Arkas ile anlaşan Derin ile kariyeri ve gelecek planları üzerine konuştuk.
Öncelikle bize zaman ayırdığın için teşekkür ederiz. Derin Atar kimdir, bize biraz bahseder misin?
Derin Atar: Merhaba, ben Derin Atar. 6 Ocak 2006 doğumluyum. İzmir’de doğdum, ailem Manisa’da yaşadığı için Manisa’da büyüdüm. Kendimi enerjik, pozitif ve yaptığı şeylere tutkuyla yaklaşan biri olarak tanımlayabilirim. Yeni şeyler öğrenmeyi ve hayatın içinde sürekli kendimi geliştirmeyi seven biriyim.
Voleybola ne zaman ilgi duymaya başladın, sana bu kararı vermene vesile olan olay veya kişi var mı?
Derin Atar: Voleybola başlama hikâyem aslında biraz tesadüf ve merakla başladı diyebilirim. Voleyboldan önce yüzme ve taekwondo ile ilgileniyordum. Daha sonrasında ailemin de yönlendirmesiyle “bir de voleybolu deneyelim” diyerek başladım. İlk başta sadece yeni bir spor denemek gibi görünse de zamanla bu sporun hayatımda çok daha büyük bir yere sahip olduğunu fark ettim. Voleybola olan sevgim ve bağlılığım arttıkça kendimi bu alanda geliştirmek ve profesyonel bir sporcu olmak için çalışmaya başladım.
Hangi mevkide oynuyorsun, hangi mevkide oynarken daha rahat hissediyorsun?
Derin Atar: Sahada smaçör pozisyonunda görev alıyorum. Kariyerim boyunca oynadığım takımlarda ihtiyaç doğrultusunda pasör çaprazı olarak da oynadığım dönemler oldu. Bu deneyimler bana farklı sorumluluklar ve oyun bakış açıları kazandırdı. Ancak kendimi en rahat, en özgüvenli ve en verimli hissettiğim pozisyon smaçörlük. Hem hücumda hem de savunmada takıma katkı sağlayabildiğim, oyunun içinde daha fazla yer aldığım bu pozisyonda kendimi geliştirmeye devam etmek istiyorum.
Beşiktaş'a transfer sürecin nasıl gelişti?
Derin Atar: Daha önce İzmir’de oynuyordum. Bir noktadan sonra kendimi farklı bir ortamda göstermek, daha büyük hedeflere ulaşmak ve gelişimimi farklı bir seviyeye taşımak istiyordum. Bu yüzden altyapısı ve spor kültürü güçlü olan İstanbul kulüplerinde yer almak benim için önemli bir hedefti.
Bu süreçte Mustafa Alkan ve Şükrü Yengil ile iletişime geçtim. Onların yönlendirmesiyle Beşiktaş’ın antrenmanlarına katılma fırsatı buldum. Antrenmanlarda kendimi en iyi şekilde göstermeye, çalışma disiplinimi ve sahadaki mücadelemi ortaya koymaya çalıştım. Mustafa abi de performansımı ve potansiyelimi gördükten sonra beni takımda görmek istediğini söyledi.
Benim için de Beşiktaş çok özel ve istediğim bir kulüptü. Hem kulübün büyüklüğü hem de bana katacağı değerler açısından orada olmak istiyordum. Bu şekilde karşılıklı bir istekle transfer sürecim gerçekleşti ve Beşiktaş forması giyme fırsatı buldum.
Beşiktaş'ta ne kadar süre geçirdin ve bu günleri nasıl özetlersin?
Derin Atar: Beşiktaş’ta altyapıda takımında ve aynı zamanda kulübün ikinci lig takımında forma giydim. Zaman zaman A takım idmanlarına katılma fırsatını da yakaladım. Orada geçirdiğim dönem benim için kariyerimin en özel ve değerli zamanlarından biri oldu.
Beşiktaş bana sadece iyi bir voleybolcu olmayı değil, aynı zamanda nasıl daha iyi bir sporcu ve iyi bir insan olunacağını da öğretti. Oradaki disiplin, çalışma kültürü ve bana kazandırılan değerler bugün hâlâ kariyerimde ve hayatımın her alanında bana yol gösteriyor.
Kendimi geliştirdiğim, çok şey öğrendiğim ve sporcu kimliğimin oluştuğu yer olarak Beşiktaş’ın bende çok ayrı bir yeri var. Orada geçirdiğim zamanları her zaman büyük bir mutluluk ve gururla hatırlıyorum. Özetle Beşiktaş’ta geçirdiğim her an benim için çok değerli.
Beşiktaş'ta hiç unutamadığın bir maç veya anın var mı?
Derin Atar: Beşiktaş’ta geçirdiğim süre boyunca her maçın ve her anın benim için ayrı bir değeri var. Ancak sanırım en unutulmaz anlarımdan biri Beşiktaş formasıyla çıktığım ilk maçtı. 2023/2024 sezonunda 2. Lig sezonunun ilk maçıydı.
Çünkü o gün benim için çok özel bir gündü. İlk kez Beşiktaş formasını resmi bir maçta taşımanın heyecanını ve gururunu yaşıyordum. Üstelik sezonun ilk maçı olması ve Galatasaray derbisi olması ve ardından maç içinde muhteşem bir geri dönüşle galibiyetle ayrılmamız bu anı benim için daha da anlamlı hale getirdi.
Her maçın kendine göre bir önemi ve heyecanı var ama derbi maçlarının atmosferi gerçekten çok farklı oluyor. Sahaya çıktığınız anda o heyecanı, mücadeleyi ve taraftarın desteğini çok daha fazla hissediyorsunuz. O gün hem kulübün büyüklüğünü hem de üzerimdeki sorumluluğu daha fazla hissettiğim anlardan biriydi.
Beşiktaş formasıyla ilk maçıma çıkmak, o formayı hakkıyla temsil etmeye çalışmak ve böyle özel bir karşılaşmada sahada olmak benim için kariyerim boyunca unutamayacağım anılardan biri olarak kalacak.
Teknik ekip ve takım arkadaşların hakkında ne söylemek istersin?
Derin Atar: Teknik ekip ve tüm yardımcı ekip benim için bu süreçte çok özel bir yere sahipti. Bize her zaman inandılar, gelişmemiz için ellerinden geleni yaptılar ve hem fiziksel hem de mental anlamda büyük destek oldular. Sahaya en iyi şekilde hazırlanabilmemiz, sadece voleybola odaklanabilmemiz ve elimizden gelenin en iyisini ortaya koyabilmemiz için her zaman yanımızda durdular. Onların emeği ve desteği bu yolculuğun en önemli parçalarından biriydi.
Burada Mustafa Alkan’a ayrı bir parantez açmak istiyorum. Onunla çalışmak kariyerim boyunca yaşadığım en büyük ayrıcalıklardan biri diyebilirim. Bana sadece voleybol anlamında değil, bir sporcu olarak da çok fazla şey kattı.
Onun sayesinde sporcu karakterimi inşa ettim diyebilirim. Profesyonelliğin, disiplinin ve bir sporcunun kendisine nasıl yatırım yapması gerektiğinin ne demek olduğunu ondan öğrendim. Bana sadece sahada daha iyi bir voleybolcu olmayı değil, saha dışında da nasıl daha bilinçli ve sorumluluk sahibi bir sporcu olmam gerektiğini gösterdi.
Üzerimde tahmin edebileceğinizden çok daha fazla emeği var. Kendimi tanımamı, potansiyelimi fark etmemi ve bugünkü noktaya gelmemi sağlayan en önemli faktörlerden biri oldu.
Bazen bir sporcunun kariyerinde doğru zamanda karşısına çıkan ve ona yol gösteren insanlar çok büyük bir fark yaratır. Mustafa abi de benim için tam olarak böyle birisi. Voleybola olan bağlılığımı güçlendiren, bu spora farklı bir gözle bakmamı sağlayan ve kendime olan inancımı arttıran kişi oldu.
Bugün geldiğim noktada onun emeğini ve bana kattıklarını asla unutamam. Onunla çalışmış olmak benim için büyük bir şans ve kariyerimde her zaman çok özel bir yere sahip olacak.
Takım olarak gerçekten takım olmayı bilen bir gruptuk. Saha içinde ve saha dışında her zaman birbirimize destek olduk. Birimizin zorlandığı anda hep birlikte yanında olduk, birbirimizi motive ettik ve aynı hedef için birlikte mücadele ettik. Böyle bir takımın parçası olduğum için kendimi çok şanslı hissediyorum.
Beşiktaş taraftarının sende bıraktığı en büyük iz ne oldu?
Derin Atar: Beşiktaş taraftarının bende bıraktığı en büyük iz, bana hissettirdikleri aidiyet duygusu oldu. Sezon boyunca onların sevgisini, inancını ve desteğini her an yanımızda hissettik. Bir voleybolcu olarak sahaya çıktığınızda arkanızda sizi gerçekten destekleyen, sizinle aynı heyecanı yaşayan insanların olduğunu bilmek çok özel bir duygu. Onların enerjisi ve desteği, zor anlarda bize güç verirken, güzel anlarda yaşadığımız mutluluğu da daha anlamlı hale getirdi.
Beni en çok etkileyen şey, Beşiktaş taraftarının sadece sonuçlara değil, mücadeleye ve emeğe değer vermesiydi. Her zaman yanımızda oldular ve bize bu büyük armanın bir parçası olduğumuzu hissettirdiler. Bir kulübe ait olmanın sadece forma giymekten ibaret olmadığını, kalpten kurulan bir bağ olduğunu onlardan öğrendim. Beşiktaş formasını taşımanın gururunu ve sorumluluğunu onların sevgisiyle çok daha derinden hissettim.
Ayrıldıktan sonra da bu bağın hiç kopmaması benim için çok değerli ve çok özel. Hâlâ desteklerini hissetmek, güzel mesajlarıyla yanımda olduklarını görmek beni gerçekten duygulandırıyor. Bir sporcu için en kıymetli şeylerden biri, bulunduğu yerde iz bırakabilmek ve insanların sevgisini kazanabilmek. Beşiktaş taraftarı bunu bana fazlasıyla hissettirdi.
Onlara bana ve bize verdikleri sonsuz destek, gösterdikleri sevgi ve hissettirdikleri bu eşsiz aidiyet duygusu için gönülden teşekkür ediyorum. Beşiktaş taraftarının bende bıraktığı iz, kariyerim boyunca taşıyacağım en özel duygulardan biri olacak. Onları her zaman büyük bir sevgi, saygı ve özlemle hatırlayacağım.
Beşiktaş’ta birlikte oynadığın ve kariyerinde özel bir yere sahip olan bir oyuncu var mı?
Derin Atar: Beşiktaş’ta birlikte oynadığım her takım arkadaşımın benim için çok özel bir yeri var. Orada sadece aynı formayı paylaştığım oyuncular değil, zamanla benim için birer kardeş haline geldiler. Hâlâ daha birbirimizle görüşüyoruz, bağımız hiç kopmadı.
Biz gerçekten takım olmanın ne demek olduğunu bilen bir gruptuk. Sahada birbirimizin eksiklerini tamamlayan, zor anlarda birbirimizin arkasında duran ve her zaman destek olan bir takımdık. Bu sadece saha içinde değil, saha dışında da böyleydi.
Hayatta ne olursa olsun, geriye dönüp baktığımda hem saha içinde hem de saha dışında yanımda olan, bana destek veren takım arkadaşlarımı görüyorum. Onlarla birlikte yaşadığım anılar, paylaştığımız mücadeleler ve kurduğumuz bağ benim için çok değerli. Her birinin yeri bende ayrı ve her zaman da öyle kalacak.
Voleybol çok yoğun tempo ile çalışmayı gerektiren bir spor, eğitim hayatın ile beraber bu süreci nasıl götürüyorsun?
Derin Atar: Voleybol çok yoğun tempo ve büyük bir özveri gerektiren bir spor. Eğitim hayatımla birlikte belli bir noktaya kadar ikisini beraber sürdürebildim. Ancak profesyonel olduktan sonra artan antrenman temposu ve sorumluluklar nedeniyle bu dengeyi sağlamak zorlaştı.
Daha önce fizyoterapi bölümünü kazanmıştım ve eğitimime devam ediyordum. Bu sezon itibarıyla hem voleybola daha fazla odaklanabilmek hem de eğitimimi sürdürmek adına Anadolu Üniversitesi’nde açık üniversite sistemine geçtim. Bu şekilde iki süreci de en doğru şekilde devam ettirmeye çalışıyorum.
Barcelona’ya transferin nasıl gelişti?
Derin Atar: Barcelona’ya transfer sürecim, Beşiktaş altyapı sürecimi tamamladıktan sonra gerçekleşti. Bu benim artık tamamen profesyonel olarak sahaya çıkacağım ilk sezonum olacaktı ve kariyerimde yeni bir adım atmak istiyordum.
Sezon içerisinde oynadığım maçlardan ve performanslarımdan oluşan görüntülerimi izleyerek Barça kulübü benimle iletişime geçti. O dönem çalıştığım menajerim aracılığıyla başlayan görüşmelerimiz daha sonrasında karşılıklı konuşmalarla devam etti. Bu süreçte baş antrenör Miguel Fuente ile görüşmelerimiz oldu. Hem kulübün hedeflerini hem de benim gelişimim için düşündükleri planı konuştuk.
Tüm bu görüşmelerin sonunda o dönemki menajerimle birlikte benim için en doğru seçeneğin Barça olduğuna karar verdik. Yeni bir deneyim yaşamak, farklı bir voleybol kültürünü görmek ve kendimi geliştirmek adına bunun benim için iyi bir adım olacağına inandım. Karşılıklı güven ve istek doğrultusunda anlaşmaya vardık ve Barcelona maceram bu şekilde başlamış oldu.
Bu transfer anlık gelişen bir olay mıydı yoksa bir plan dahilinde miydi?
Derin Atar: Barcelona transferi aslında tamamen anlık gelişen bir durum değildi ama önceden kesinleşmiş bir planım da değildi. Beşiktaş altyapı sürecimi tamamladıktan sonra artık ilk profesyonel sezonuma çıkacaktım ve bu dönemde en büyük hedefim; tecrübe kazanabileceğim, kendimi geliştirebileceğim ve bugüne kadar yaptığım çalışmaların üzerine koyarak ilerleyebileceğim doğru bir takımda yer almaktı.
Tabii ki farklı bir deneyim yaşamak ve kendimi yeni bir ortamda görmek benim için değerliydi, ancak kesinlikle “yurt dışında oynamalıyım” gibi net bir düşüncem yoktu. Benim için öncelik her zaman gelişimim, sahada kendimi göstermek ve kariyerim adına doğru adımı atmaktı.
Barça ile başlayan görüşmeler sonrasında kulübün bana sunduğu imkânları, gelişim sürecimi ve benim için uygun olan şartları değerlendirdik. Yaptığımız konuşmaların ardından o dönem benim için en doğru seçeneğin Barça olduğuna karar verdik ve transfer sürecim bu şekilde gerçekleşti.
Barcelona’ya gittiğinde en çok dikkatini çeken şeyler ne oldu?
Derin Atar: En çok dikkatimi çeken şey, voleybol anlayışlarının ve oynadıkları sistemin Türkiye’den farklı olmasıydı. Zaten farklı bir voleybol kültürüyle karşılaşacağımı tahmin ediyordum ama bu kadar farklı bir sistem ve oyun anlayışıyla karşılaşmak benim için de ilginç bir deneyim oldu.
Bunun dışında günlük yaşamlarına baktığımda da farklı bir kültür gördüm. İnsanların hayatlarına daha sakin, daha rahat ve dengeli bir şekilde yaklaşmaları benim için farklı ve güzel bir deneyimdi. Bu durumun sporlarına da bir şekilde yansıdığını düşünüyorum. Daha sakin ve farklı bir bakış açısıyla hareket ediyorlar.
Benim için bu süreç, sadece voleybol anlamında değil, farklı bir kültürü tanımak ve farklı bir çalışma anlayışını görmek açısından da çok değerliydi. Her iki sistemin de kendine göre farklı yönleri olduğunu düşünüyorum ve bu deneyimin bana yeni bakış açıları kazandırdığına inanıyorum.
Ne kadar süre kaldın?
Derin Atar: Orada yarım sezon oynama fırsatı buldum. Devre arasına geldiğimizde, Aralık ayında Türkiye’ye geri döndüm ve Altınordu Spor Kulübüne transfer oldum. Kısa bir süre olmasına rağmen farklı bir kültürü, farklı bir çalışma sistemini ve farklı bir voleybol anlayışını deneyimlemek benim için çok değerli bir tecrübe oldu. Hem saha içinde hem de saha dışında bana farklı bakış açıları kazandırdı ve kariyerim açısından önemli bir deneyim olarak görüyorum.
Antrenman temposu, oyun anlayışı ve profesyonel yapı açısından neler farklı?
Derin Atar: Benim için en büyük fark antrenman temposuydu. Orada haftanın beş günü fitness antrenmanımız oluyordu. Bunun yanında top antrenmanları, hafta sonu maçları ve hafta içi dört gün çift antrenman yapıyorduk. Açıkçası ilk başta buna alışmak benim için kolay olmadı çünkü daha önce alışık olduğum sistemden farklıydı ve fiziksel olarak oldukça yoğundu.
Oyun anlayışı açısından ise aslında her takımın kendine ait bir sistemi var. Bu Türkiye’de de böyle, yurt dışında da. Benzer yönler olsa da her kulüp kendi oyun düzenini oluşturuyor. Bu yüzden takıma adapte olmak ve sisteme uyum sağlamak önemli.
Profesyonel yapı ve oyun disiplini konusunda ise ben kesinlikle Türkiye’yi tercih ederim. Özellikle Beşiktaş’ta kazandığım disiplin bana sadece saha içinde değil, hayatımın her alanında çok şey kattı ve hâlâ da katmaya devam ediyor. Türkiye’de kulüplerin çalışma düzeni, saha içi ve saha dışındaki profesyonellik bana göre daha sistemli, donanımlı ilerliyor.
Tabii burada bütün sorumluluğu kulüplere yüklemek doğru olmaz. Profesyonellik büyük ölçüde sporcunun kendisinde başlıyor. Eğer bu işi gerçekten ciddiye alıyorsanız, hayatınızı da sporunuza göre şekillendirmeniz gerekiyor. Ben bugüne kadar hep bu anlayışla yetiştirildim ve kariyerimi de bu disiplinle sürdürmeye çalıştım. Yurt dışında ise bu konuda daha farklı bir yaklaşım gördüm.
Önümüzdeki yıllar içerisinde ulaşmak istediğin en büyük hedef nedir?
Derin Atar: Önümüzdeki yıllardaki en büyük hedeflerimden biri, herkesin hayalini kurduğu gibi A Millî Takım formasını giymek ve ülkemi en iyi şekilde temsil etmek. Bunun yanında iyi kulüplerde oynayarak kendimi geliştirmeye ve başarılı bir voleybolcu olarak kariyerimi sürdürmeye devam etmek istiyorum.
Bunu özellikle belirtmek isterim ki Beşiktaş benim için çok özel bir yere sahip. Orada kazandığım deneyimler, bana kattığı disiplin ve değerler kariyerimde çok önemli bir yere sahip. İlerleyen dönemlerde yeniden Beşiktaş formasını giymek, o arma için tekrar mücadele etmek ve sahada ter dökmek benim en büyük hedeflerimden ve hayallerimden biri.
Türkiye’ye dönme kararını neye bağlıyorsun?
Derin Atar: Türkiye’ye dönme kararımda en büyük etken, buradaki voleybol sisteminin profesyonellik anlayışının, disiplinin ve çalışma düzeninin bana daha uygun olduğunu görmem oldu. Türkiye’de sporcuya yaklaşım, antrenman disiplini ve kulüplerin çalışma sistemi bana göre çok daha oturmuş ve daha donanımlı bir yapıya sahip.
Yurt dışında farklı bir deneyim yaşamak benim için çok değerliydi ve bana farklı bakış açıları kazandırdı. Ancak kendi gelişimim, hedeflerim ve kariyer planım doğrultusunda Türkiye’deki sistemin bana daha fazla katkı sağlayacağına inandığım için kendi isteğimle geri dönme kararı aldım.
Arkas Spor'a transfer sürecini anlatır mısın?
Derin Atar: 2026/2027 sezonu bittikten sonra Arkas Spor, menajerim aracılığıyla benimle iletişime geçti. Süreç boyunca karşılıklı görüşmeler yaparak iki taraf için de en doğru kararı vermeye çalıştık. Değerli menajerim Genco Ulaş Akyol da bu süreci çok profesyonel bir şekilde yönetti ve her aşamada bana destek oldu.
Arkas Spor’un voleybolda çok köklü, başarılı ve değerli bir kulüp olduğunu biliyordum. Bana gösterdikleri ilgi, güven ve verdikleri değer bu kararı vermemde çok önemli bir rol oynadı. Karşılıklı güzel bir iletişim sonucunda anlaşmaya vardık. Yeni bir ortamda, yeni hedeflerle çalışacak olmak beni çok heyecanlandırıyor. Arkas Spor formasıyla elimden gelenin en iyisini yapmak ve bu ailenin bir parçası olmak için sabırsızlanıyorum.
Voleybolda ulaşmak istediğin bir hedef var mı?
Derin Atar: Voleybolda en büyük hedefim, her sezon kendimi bir önceki seviyenin üzerine taşıyarak gelebileceğim en iyi noktaya ulaşmak. Daha üst seviyelerde, büyük hedefleri olan ve sürekli mücadele eden takımlarda yer alarak kendimi geliştirmeye devam etmek; takımıma katkı sağlayan, güvenilen ve fark yaratan bir oyuncu olmak istiyorum.
Uzun vadede ise kariyerimi bu seviyelerde sürdürebilmek, önemli başarıların içinde yer almak ve her geçen yıl kendimi daha iyi bir oyuncu haline getirmek benim için çok değerli. Çalışkanlığı, karakteri ve sahadaki mücadelesiyle örnek gösterilen bir sporcu olmak istiyorum.
Voleybol benim için sürekli gelişim gerektiren uzun bir yolculuk. Bu yolculukta her zaman sınırlarımı zorlamaya, yeni hedefler koymaya ve kendimin en iyi versiyonuna ulaşmaya devam edeceğim. En büyük arzularımdan biri, ileride geriye dönüp baktığımda emek verdiğim, gurur duyduğum ve güzel anılarla dolu özel bir kariyere sahip olmak.
Spor harici neler yapmaktan zevk alırsın?
Derin Atar: Voleybolun temposu oldukça yoğun olduğu için spor dışında kendimize ayırabildiğimiz zaman çok fazla olmuyor. Ben de o zamanı mümkün olduğunca ailem ve yakın arkadaşlarımla geçirmeye çalışıyorum. Onlarla vakit geçirmek benim için hem yoğun tempodan uzaklaşıp mental olarak dinlenmemi hem de enerji toplamamı sağlıyor.
Bunun dışında her gün kitap okuyan bir insanım. Kitap okumayı gerçekten çok seviyorum; hem kişisel gelişim kitaplarıyla kendime yeni şeyler katmayı hem de romanlarla farklı hikâyelerin içinde olmayı keyifli buluyorum. Küçükken piyano çalıyordum, şimdi çok sık olmasa da fırsat buldukça tekrar piyano çalıyorum. Bana iyi gelen ve zihnimi dinlendiren şeylerden biri de bu.
Voleybola yeni başlamış veya başlamayı isteyen gençlere ne tavsiyede bulunmak istersin?
Derin Atar: Voleybola yeni başlayan ya da başlamak isteyen gençlere en büyük tavsiyem, kendilerine inanmaktan ve hayallerinin peşinden gitmekten asla vazgeçmemeleri olur. Bu yolculukta zorlandıkları, kendilerinden şüphe ettikleri anlar ve hatta bazen çevrelerinde de onlara yapamayacaklarını düşündüren, hayallerinden uzaklaştırmaya çalışan insanlar veya durumlar olabilir.
Ama önemli olan, başkalarının sesini değil, kendi inançlarını dinlemek. Hata yapmaktan, başarısız olmaktan ve mücadele etmekten asla korkmasınlar. Çünkü her hata ve her zorluk, onları hedeflerine biraz daha yaklaştıran bir tecrübedir.
Bugün ulaşılmaz gibi görünen hayaller, vazgeçmeyenler için bir gün hayatlarının gerçeği olabilir, olacak da. Yeter ki kendilerine inanmayı ve çalışmayı bırakmasınlar.
Son olarak Gündem Beşiktaş aracılığıyla Beşiktaşlı taraftarlara, eski takım arkadaşlarına ve hocalarına buradan bir mesaj göndermek ister misin?
Derin Atar: Öncelikle büyük Beşiktaş taraftarına gönülden teşekkür etmek istiyorum. Bana sadece Beşiktaş formasını giydiğim dönemde değil, ayrıldıktan sonra da sevgilerini ve desteklerini her zaman hissettirdiler. Bir voleybolcu olarak sahaya çıktığım her an arkamda böyle güçlü bir desteğin olduğunu bilmek benim için özeldi. Onların bana gösterdiği sevgi, inanç ve bağlılık hayatım boyunca unutamayacağım çok özel bir bağ.
Takım arkadaşlarıma, antrenörlerime, teknik ekibe ve benim için çok değerli biri olan hem fizyoterapistimiz hem de bu süreçte bana bir abla olan Sude Mutlu’ya ayrıca teşekkür etmek istiyorum. Beşiktaş çatısı altında hepimiz aynı arma, aynı hedef ve aynı mücadele için emek verdik. Birlikte çok güzel anılar biriktirdik, zor zamanları da omuz omuza aştık. Bana duydukları güven ve verdikleri destek, kariyerimin en değerli kazanımlarından biri oldu.
Beşiktaş benim için sadece formasını giydiğim bir kulüp değil; aidiyeti, mücadeleyi ve büyük bir ailenin parçası olmayı hissettiğim çok özel bir yer. Benim için bir kulüpten fazlası, ikinci bir aile oldular. Siyah-Beyaz formayı taşıdığım her anı gururla hatırlayacağım. Başta büyük Beşiktaş taraftarı olmak üzere, birlikte aynı arma için mücadele ettiğim tüm takım arkadaşlarıma, antrenörlerime ve kulüpte emeği olan herkese gönülden teşekkür ediyorum. Beşiktaş’ın kalbimdeki yeri her zaman ayrı olacak ve orada yaşadığım güzel günleri daima özlemle anacağım.




GundemBesiktas.com