Modern Çağ Koleji

Efendiler kendinize gelin lütfen

Kerem Eymür, GundemBesiktas.com okurları için yazdı.

23.09.2020
A+
A-

Efendi kelimesi, dilimizde oldukça kullanılan kelimelerden birisidir.
Efendi kelimesi Rumca kökenlidir.
TDK’ye göre, efendi kelimesi anlamı şu şekildedir:

– Günümüzde bey unvanından farklı olarak özel adlardan sonra kullanılan ikinci derecede bir unvan
– Buyruğu yürüyen, sözü geçen kimse
– Koca
– (efe’ndi) Hizmetlilere seslenilirken kullanılan bir söz
– (efe’ndi) Erkekler için kullanılan bir seslenme sözü
– Görgülü, nazik, kibar
– Eğitim görmüş kişiler için özel adlardan sonra kullanılan unvan.

Yukarıda TDK ya göre tanımını yazdığım Efendi sözcüğü, Beşiktaş olarak çok sık telaffuz ettiğimiz bir kelimedir. “EFENDİ BEŞİKTAŞ” deriz. Hatta bunun ile ilgili t-shirtler bile bastırdık. Peki bir kurumu, kuruluşu ya da bir takımı efendi yapan olgu nedir ? O yerlerde görev almış kişilerin efendilikleridir. Beşiktaş ‘ı efendi yapan, 117 yıllık tarihinde Süleyman Seba, Baba Hakkı ve daha burada isimleri saymakla bitmeyecek pek çok kişinin bu kulüpten geçmiş olmasıdır. Bu Beşiktaş’ın kuruluşundan beri süre gelen bir ekoldür. Bu ekolün devamı için Beşiktaş sevgisinin yanında görgü, kibarlık, nezaket ve eğitim gereklidir. Ancak bu nezaket ve kibarlık, Beşiktaş’ın haklarının çalınmasına seyirci kalmak, tabir yerindeyse kimse ile kötü olmama adına pısırık davranmak demek değildir. Haklarını efendice, kimsenin şahsına hakaret etmeden, küçümsemeden belli bir saygı çerçevesinde akıllıca sahip çıkmaktır. Bu durum geçmiş olaylara bakılıp, daha önceden önlemler alınarak olur. Öbür türlüsü yenen haklarımızdan dolayı öfkelenip, efendilik çizgimizden bizi uzaklaştırır. Öfke ile kalkan zararla oturur misali, bırakın hakkımızı korumayı, bizleri çalınan haklarımızı korumak adına haksız durumlara düşürür. Yavuz hırsızların her zaman ev sahiplerini bastırdıklarına defalarca tanık olmadık mı?

Lobi başlıklı geçen haftaki yazımı okuyanlar bilir. Orada Beşiktaş aleyhine gerek TFF de gerekse basındaki lobi faaliyetlerinden bahsetmiş ve televizyonda boy gösteren bazı kişiler hariç Beşiktaş yorumcularının nasıl pısırık kaldıklarını ve Beşiktaş düşmanlarına nasıl pirim tanıdıklarını ve fikstürün midemi bulandırdığını sizlerle paylaşmıştım. Bunun üzerine bazı okurlar benim bunları çok abarttığımı, Trabzonspor gibi bir takımı üstelik deplasmanda yendiğimiz bir maçtan sonra bunları dile getirmenin gereksiz olduğunu ve bu vesile ile ortalığı gereksiz yere gerdiğimi söylediler. Hatta fikstür olayı midemi bulandırdı kelimesini de, paranoya olarak değerlendirdiler. Ancak aynı okurlar nedense iki puanımızın göz göre göre gasp edildiği Antalyaspor maçından sonra herhangi bir yorumda bulunmadılar.

Ben isterseniz bu fikstür olayını biraz açayım. Hemen hemen her takım kendisi ile karşılaşacak olan takımın bir hafta önceki maçının güçlü takımlarla olmasını ister. Bu yüzden şampiyonluğa oynayan güçlü bir takımı takip etmek ve bu şekilde kendine bir avantaj sağlamak ister. Örneğin bir takımın Başakşehir gibi güçlü bir takımla karşılaşıp, yorulduktan ve hatta bir sürü kart gördükten sonra mı sizin ile oynamasını, yoksa Denizlispor ya da G.Birliği gibi ligin zayıf takımları ile karşılaştıktan sonra tam anlamıyla yıpranmadan sizinle karşılaşmasını mı istersiniz? Tabi ki Denizli ya da G.Birliği dediğinizi duyar gibiyim. İşte tam da demek istediğim buydu. Geçmiş sezonlara lütfen bir bakın ve bunun şans olup, olmadığına siz karar verin lütfen.

Kısacası arkadaşlar her yıl olduğu gibi bu yılda F.Bahçe ile G.saray’ın çekişeceği ve sonunda F.Bahçe’nin şampiyonluğu ile bitecek bir lig isteniyor. Bu senaryolara biz Beşiktaşlılar olarak fazlasıyla alışığız. F.Bahçe’nin uzun yılladır şampiyon olamadığı göz önüne alındığında, MHK ve basınımızın daha ilk haftalardan vur abalıya misali Beşiktaş ‘ı devre dışı bırakmak istemelerine ve bunu daha önce hiç olmadığı kadar alenice yapmalarına şaşırmamak gerek.

Bu aleyhimize yapılan lobi ve algı operasyonları, geçen yazımda da bahsettiğim üzere, federasyon içinde güçlü bir Lobi oluşturarak, basında Beşiktaş’ın haklarını koruyabilecek yorumcuların televizyon programlarına çıkmasını destekleyerek, ya da çok güçlü bir takım kurarak bertaraf edilebilir.

Çalışanlarının ve oyuncularının maaşlarını ödeyemeyen, gelir kapısı olan şampiyonlar ligini transfer yapamamaktan dolayı kaybeden, her şeyi tek adam Sergen’in üstüne yıkan, parasızlıktan devamlı surette basın karşısında ağlayan, başka bir gelir kapısı olan Kartal Yuvası mağazalarına önem vermeyip, bazılarına kapatma girişiminde bulunan, plansız, programsız, parasız bir yönetimin bunları yapamayacağını zaten hepimiz anlamışızdır. O yüzden bu sezonun, biz Beşiktaş sevdaları adına sinir harbi içinde geçeceğini söylemek için kahin olmaya gerek yoktur diye düşünüyorum.

Bir sözümde efendiliği ve oyunculuğuyla kalplerimize taht kurmuş, efsanelerimiz arasında yer alan ve herkesin değer verdiği Ali Gültiken’e olacak. Yukarıda belirttiğim üzere Ali Gültiken, TDK nın efendi tanımına uyan ender futbolculardan biridir. Ancak efendilik demek, Fenerli ve G.saraylı yorumcuların algı operasyonlarının altında kalmak ve Beşiktaş’ın hak ettiklerini savunamamak değildir. Beşiktaş’ın haklarını Ali Gültiken’e yakışan efendi bir üslup ile savunmaktır. Aynı zamanda yapılan eleştirilere sinirlenmeden, hakaret etmeden, eleştiri yapanı küçümsemeden, efendice cevaplar vermektir. Beşiktaş’ın haklarını korumayan sözde Beşiktaş yorumcularına kimse gücenmez. İyi bir Beşiktaş lı bu kişileri seyretmediği gibi, seyretse de dikkate almaz. Ancak Ali Gültiken gibi Beşiktaş taraftarının kalbine girmiş bir kişinin bu şekilde davranması, ben dahil tüm Beşiktaşlıları üzer. Kimse Ali Gültiken’den haksız yorumlar ve analizler yapmasını, olmayan şeyleri oldu gibi göstermesini beklemiyor. Sadece yanında ki kişilerin tahriklerine kapılmadan, Beşiktaş’a yapılan haksızlıklar karşısında Beşiktaş’ı savunmasını bekliyor. Sadece Beşiktaş taraftarının değil, rakip takım taraftarlarında saygı duyduğu Ali Gültiken’in bu şekilde davranması, Beşiktaş aleyhine çalınan ya da çalınmayan pozisyonlar karşısında diğer yorumcuların komik yorumlarını desteklemesi, Beşiktaş taraftarını üzdüğü gibi, onları rakip takım taraftarları karşısında haklı iken haksız durumlara düşürüyor.

Sn. Emre Kocadağ o kadar yorumcu varken, bu yüzden en başta Ali Gültiken’e serzenişte bulundu. Bana göre de son derece haklı bir serzenişti. Ancak Ali Gültiken bizi yanıltarak, Sn.Emre Kocadağ’a hiç yakışık almayacak, kimsenin ne demek istediğini anlayamadığı bir şekilde “O sütlaç satar vs.” gibi anlamsız cümleler kurdu. Sn.Kocadağ ne satarsa satar ve bu kimseyi ilgilendirmez. Ali Gültiken, sütlaç satanları değil, biliyorsa, menfaatleri için Beşiktaş’ı satanları dile getirmeli.

Aslında ben Ali Gültiken’in neyi ima ettiğini çok iyi biliyorum. Yanlışım varsa, lütfen bana cevap verip, düzeltsin. Ali Gültiken’in demek istediği ,”Bu yönetimin beş parası yok, yönetimde bu dereceye erişmiş Sn.Emre Kocadağ bile sütlaç satarak geçimini sağlıyor. Siz benim yorumlarımı eleştireceğinize, para bulup, transfer yapsaydınız, oyuncuların paralarını ödeyip, kaçırmasaydınız, böyle ağlamanıza gerek kalmazdı” demenin Türkçesi. Ali Gültiken’in şimdiye kadar yönetimi, televizyonlar önünde düzgün bir üslup ile eleştirmeyip, içine atması ve en sonunda kendisine gelen bir eleştiri neticesinde, kendi saygın ve efendi kişiliği ile bağdaşmayacak bir şekilde anlamsız bir tepki vermesi, gerçekten üzücü.

Ben aylardır yazılarımda Beşiktaş’ın mevcut yönetimini hiç kimsenin yapmadığı kadar ağır bir şekilde zaten eleştiriyorum. Ancak kimseye hakaret etmediğim gibi, kimsenin yaptığı işi küçümseyici bir tavır içine de girmedim. Yönetim kurulunun kişilikleri ve işleri beni ilgilendirmez. Sn.Dernek başkanımızı ve yönetim kurulu üyelerinden kimseyi şahsen tanımam. Beni ilgilendiren kısmı, Beşiktaş’ı nasıl yönettikleridir. Ben Beşiktaşlıyım ve Beşiktaş’ın menfaatleri için doğru bildiğimi yazarım. Beşiktaş iyi yönetilir ve başarılı olursa, benden mutlusu olmayacağı gibi, bunu gerçekleştiren Başkan ve yönetimi sırtımda taşırım.

Beşiktaş’a yapılan haksızlıkları görmezden gelen, Fenerli ve G.Saraylı yorumcuların yanında sus pus kesilen efendi Beşiktaş yorumcularına ve güya Beşiktaş’ın haklarını korumak adına federasyonda sessiz sedasız, efendice takılan Beşiktaş temsilcilerine sesleniyorum.
EFENDİLER KENDİNİZE GELİN LÜTFEN..

Kerem EYMÜR

#BırakmamSeni
ETİKETLER:
YORUMLAR

  1. Anonim dedi ki:

    cl ve avrupa liginde köy takımlarına elen, bu parasızlıkta çuvalla parayı elinin tersiyle it, antalya ile evimizde berabere, konya hezimet, sonra da çık sms dilen, hadi canım sende, hiçbirinizin kendine geleceği falan yok, çapınız bu kadar, yönetim istifa, sergen alaçatı’ya, gittiği hiç bir takımda sezon bitirememiş adam bizde ft kredisine sahip olacakmış, gülüp geçiyorum acınacak halimize