Modern Çağ Koleji

Kerem Eymür, GundemBesiktas.com okurları için yazdı.

18.09.2020
A+
A-

İngilizce olan lobby kelimesi, “hol, koridor, kulis” manalarına gelir. Ben bu anlamlardan “Kulis” kelimesine değineceğim. Biraz daha açalım isterseniz. “Kulis” kelimesi Herhangi bir toplulukta oturumlar dışında kendi amaçlarını gerçekleştirmeye yönelik gizli çalışmalar yapmak.

Dünya genelinde hemen hemen her alanda Lobi ve kulis faaliyetlerine şahit olmuşuzdur. Ne kadar güçlü bir Lobi yaparsanız, bu size o toplumda büyük çıkarlar sağlatabilir. Bunu arka plandan yapmak için her zaman bir üst kurula ihtiyacınız olur. Yani bir üst akla.

Beşiktaş olarak TFF kurulduğundan beri bunun çok acısını çektik. Elimizden göz göre göre alınan şampiyonluklar, hakem hataları, sadece Beşiktaş için geçerli olan abuk sabuk uygulamalar ve daha burada saymakla bitmeyecek bir sürü olaylar. Küçüklüğümden beri Beşiktaşlı arkadaşlarımla neden Beşiktaş’ın sevilmeyip, hep dışlandığını, neden en çok hataların Beşiktaş’a yapıldığı konusunda hep konuşurduk. O zamanki genç aklımızla bunlara bir anlam veremezdik.

Büyüyüp, algılarımız genişlediğinde şunun farkına vardık ki, Beşiktaş’ın diğer rakipleri gibi haklarını koruyacak, neler olup, bittiğini önceden sezip, ona göre önlemler alacak bir üst aklı, kısacası bir Lobi faaliyeti yokmuş. Aslında hiç olmamış desek yeridir. Rahmetli Süleyman Abi bu işlere tenezzül etmezdi. Çünkü Süleyman Seba’nın ağırlığı ve adı yeterdi. Buna rağmen, tüm rakiplerimizin çok sevdikleri ve efendiliğini ağızlarından düşürmedikleri Süleyman Seba’nın gözünün içine baka baka bu faaliyetleri yürütüp, bize nasıl şerefli 2.likler bahşettiklerine tanık olmadık mı?
Yukarıda tanımını verdiğim bu Lobi faaliyetleri, elbette dünden bugüne olacak bir oluşum değildir. Zira bu lobi ve kulis faaliyetleri, yıllara dayanan, deneme yanılma yöntemiyle tecrübe edilen bir oluşumdur. Bunun kısa ve uzun vade de artı ve eksileri olabilir. Bu yüzden bu faaliyeti yönetmek için TFF ye gönderdiğiniz kulüp yetkililerinin iyi seçilmeleri ve bu kişilerin herhangi bir şahsi menfaat gütmemeleri gerekir.

Ancak bizde gelen yönetimler, o eski yönetimin adamı, bunu tutarsak kuyumuzu kazar, eski yönetime ajanlık yapar vs. bir çok nedenlerden dolayı, tüm ekibi değiştirme yoluna gittiğinden, uzun süreli ve sağlıklı bir lobi faaliyeti yürütmek bu zamana kadar mümkün olmadı. Maalesef bunun acılarını hep yaşadık ve halen yaşamaktayız.
Tabi bu Lobi faaliyetlerini sadece TFF ile sınırlandırmamak gerekir. Sosyal medya ve spor programlarında yapılan algı operasyonları da bir nevi lobidir. Zira buradaki rakip takım yorumcularının pek çoğu, o kulüplerin isteği ve uğraşları sonucunda o kanallarda boy göstermekte ve bu kişilerin çoğu federasyon ve hakemler üzerinde kendi takımları adına algı operasyonu yürütmektedirler. Bunu yapan yorumcuları zaten yeterince tanıyorsunuz. Bu yüzden isim verme gereği bile duymuyorum. Beşiktaş taraftarı bunun acılarını çok çekti ve hala çekmekte. Zira karşısındaki insanların bu algı operasyonlarına çok alıştı. Bu yüzden sosyal medya aracılığıyla bu kişilerin kendi takımları lehine yaptıkları algı operasyonları ile hep bir mücadele halinde. Belki de sosyal medyayı en etkili kullanan taraftar gurubu olmayı bu deneyimler sonucunda başardı. Ama biz ne kadar sosyal medyadan sesimizi duyurmaya çalışsak da, bu işin sadece bir ayağıdır. Bu işin ikinci ayağı, yukarıda bahsettiğim üzere, TFF ye akıllı ve sizin haklarınızı koruyacak birilerini yerleştirmek, rakiplerimizin yıllardır sürdürdükleri Lobi ve Kulis faaliyetlerine aynı şekilde cevap vermektir. Burada ki amaç Beşiktaş’ın hak etmediği menfaatleri sağlaması değil, Beşiktaş’ımızın hak ettiklerini korumasıdır. Bu işin üçüncü ayağı ise, Beşiktaş’ın hakkını televizyon karşısında efendilik adına ezilip, büzülmeden savunacak kişileri spor programlarına ve medya kuruluşlarına yerleştirilmesini sağlamak olmalıdır.  Ancak bu şekilde Beşiktaş’ın hakkını kimseye yedirmeyiz. Birkaç kişi hariç, spor programlarında yorumculuk yapan, pısırık, diğer rakip takım yorumcularının her dediğini onaylayan ve bu vesile ile Beşiktaş aleyhine yapılan bu her türlü algı operasyonlarının üzerine deyim yerindeyse tereyağ süren, sözde Beşiktaş yorumcularından acilen kurtulmamız şarttır. Zira Lig başladı ve hemen vakit kaybetmeden Beşiktaş düşmanlarının nasıl meaiye başladığına geçtiğimiz hafta şahit olduk.

Yönetimlerimizin geçmişe dönerek, 1987 yılında şampiyonluğumuz çalındı diye ağlayacaklarına, bir daha hak ettiğimiz şampiyonlukları nasıl çaldırmayacağız diye düşünmeleri ve yukarıda saydığım Lobi faaliyetlerine önem vermeleri gerekmektedir.

Bu sezon ki fikstürümüz yine benim midemi bulandırdı. Bütçe bunalımı içerisinde, transfer yapamayan, maaşları ödeyemeyen, kimseden hesap soramayan ve Beşiktaş’ın haklarını koruyamayacağı aşikar ,güçsüz bir yönetime sahip olan Beşiktaş, bu sezonda TFF de ki malum rakiplerimizin kulislerine takılabilir.“ Vur abalıya” misali bir anlayış ile, hakem hataları geçmiş dönemleri bile aratabilir. Hele bir de maçların ilk yarılarının seyircisiz olduğu, Beşiktaş’ın haklarına ellerinden geldiğince sahip çıkan büyük Beşiktaş taraftarının da tribünde olmayacağı düşünülürse, vay halimize.

Bir sözümde değerli yönetimimiz ve Dernek Başkanımız Sn.Ahmet Nur Çebi’ye olacak. Sn.Çebi’nin Trabzonspor maçından sonra serzenişlerini dinledim. Gayet haklı, Hatta bana göre Hasiç’e yapılan da petaltıydı. Ancak Sn.Çebi ele değen pozisyon üzerinde durdu. Buraya kadar bir problem yok.Ancak Sn.Çebi ‘nin üslubunun yanlış olduğunu vurgulamak isterim. Sn.Çebi Beşiktaş taraftarına şirin gözükme adına bu haftanın hakem mağduru takımının Beşiktaş olduğunu söyleyerek aynı bir taraftar gibi demeç verdi. Halbuki bana göre bu takım Rizespor’du. Sn.Çebi’nin demeçlerine çok dikkat etmesi, bir Başkan gibi konuşup, tabir yerindeyse, Beşiktaş düşmanlarına el altından sopa göstermesi gerekirdi. Bunu kazandığımız bir maçtan sonra yapmak daha da anlamlı olurdu. Ayrıca Beşiktaş Başkanı her maçtan sonra çıkıp, demeç vermemeli. Gerekli durumlarda kulübün basın sözcüsünün konuşması gerekir. Her maçtan sonra çıkıp, bir taraftar gibi konuşan Beşiktaş başkanını kimse dikkate almaz. Bağıran, ağlayan kişi bir şey yapamaz diyerek, gözümüzün içine baka baka Beşiktaş’ın haklarını elimizden almaya devam ederler.

Yönetim olarak, yukarıda saydığım konulara lütfen azami özen gösterin ve gerek TFF içinde , gerekse medya da daha ilk haftadan aleyhimize yapılmaya başlanan bu Lobi ve kulis faaliyetleri için bir an önce önlem alın. Zira basın kuruluşlarımız başta olmak üzere bu sezon kimse Beşiktaş’ın şampiyonluğa oynayacağına ve başarılı olacağına inanmıyor. Tabir yerindeyse Beşiktaş dikkate alınmıyor. Buna rağmen, kazandığımız bir maçta neler olduğunu gördük. Bu böyle devam edip, Beşiktaş ligin zirvesine oturursa, aleyhimize yapılan algı operasyonları ayyuka çıkacak ve Beşiktaş’ımızın önü daha da fazla kesilmeye çalışılacaktır. Ondan sonra televizyonlara çıkıp, ağlasanız da, yırtınsanız da nafile. Benden söylemesi.

Kerem EYMÜR

#BırakmamSeni
ETİKETLER:
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.