Yusuf Tunaoğlu

GundemBesiktas.com yazarı Ahmet Özdemiroğlu’nun yazısı.

30.07.2019
497
A+
A-

60’lı yılların başları. Şeref stadının tozlu çamurlu zeminindeki antrenmanlarda gencecik bir futbolcu altın gibi parlıyor. Uzun boylu, renkli gözlü, kıvırcık saçlı kara yağız bu gencin adı Yusuf Tunaoğlu. Baba Hakkı gözü gibi bakıyor Yusuf’a. Yakından ilgileniyor, antrenmanlarını, maçlarını kaçırmıyor, sürekli izliyor. Yusuf adeta bir futbol cambazı, bel kıran çalımları, mermi gibi şutları var. Ayağında mıknatıs var sanki, topu ayağına yapıştırıyor, karşısında kaç kişi varsa basıyor çalımı. Olağanüstü bir teknik, bitmek bilmez bir enerji ve adeta futbol için yaratılmış estetik bir vücut. Mükemmel yeteneğinin ve genç kızların kalbini hoplatan yakışıklılığının yanısıra bir o kadar da mütevazı, büyüklerine asla saygıda kusur etmiyor. Tertemiz bir anadolu delikanlısı.

1962-63 sezonunda, taraftarımızın Şenol-Birol-Gol tezahüratları yaptığı iki yıldız futbolcumuz Şenol Birol ve Birol Pekel’e Fenerbahçe kancayı takıyor. Baba Hakkı ‘’ Şenol-Birol gider, Yusuf-Sanlı gelir’’ diyor. Bu andan itibaren Yusuf, kader arkadaşı Sanlı Sarıalioğlu ile birlikte A Takıma alınıyor, henüz 17 yaşında. İdmanlardaki müthiş performansı dönemin Teknik Direktörü’nün gözünden kaçmıyor ve Yusuf ilk hazırlık maçında ilk 11’deki yerini alıyor. Arkadaşlarına attığı milimetrik paslar, oyun kurmadaki üztün zekası ve bir atlet kıvamındaki deparları ile ilk maçta taraftara Şenol ve Birol’u unutturuyor. Topu ayağına her aldığında tribünler dalgalanıyor ve bir günde bir Yıldız doğuyor İnönü Stadında.

Türk Futbol tarihinin en iyi futbolcularından biri olmaya aday genç Yusuf’un Beşiktaş serüveni çok iyi başlıyor. 1964 ve 1965 sezonlarında oynanan tüm resmi maçlarda forma giyiyor, 1966 ve 1967 şampiyonluklarında pasları, oyuna katkısı ve olağanüstü mücadele gücüyle çok büyük pay sahibi oluyor. 1965 yılında Belçika’da organize edilen Ordulararası turnuva maçlarında dönemin önemli takımlarından Anderletch yöneticileri izliyor Yusuf’u ve hemen kadrolarına katmak istiyorlar. Yusuf’a askerliği bittikten sonra takıma gelmesini teklif ediyorlar, Baba Hakkı’da onay veriyor bu transfere. Yusuf’un Avrupa’da futbol oynama hayali İstanbul’a döndükten sonra Boğazda yaptığı trafik kazası ile son buluyor. Anderletch transferden vazgeçiyor.

1967-68 sezonuna gelindiğinde son 2 sezonun Şampiyonu Beşiktaş, bu sezonun da büyük favorisi. Fakat Yusuf’un özel hayatında garip değişiklikler olmaya başlıyor. Rahat bırakmıyorlar onu. Dünya klasmanında bir futbolcu olabilecekken para ve şöhret başını döndürüyor, kimselere hayır diyemiyor Yusuf, yüzüne gülen herkesi kendisine dost biliyor. Gece hayatı başlıyor. Eğlence, hızlı gece yaşamı Yusuf’un performansını da, istikrarını da düşürüyor. İdmanlara geç kalmalar, kamplara katılmamalar, idmandan kaytarmalar başlıyor.

Onu çalıştıran hiç bir hoca ondan vazgeçemiyor ama aynı zamanda çok eleştiriyorlar. 1967-68 sezonundaki Hoca Jane Janevski ‘’ mükemmel bir futbolcu olduğunu ama sadece kendisini göstermek topla çok fazla oynadığını, takım oyununa uygun olmadığını ’’ söylüyor. Bir sezon sonra bir Fenerbahçe maçı öncesi keyfi olarak kampa katılmıyor, maçı 2-1 kaybediyoruz. Teknik Direktör Milovan Çiriç ‘’ Yusuf artık benim takımımda forma giyemez, son derece klas futbolcu ama disiplinsiz hareketleri ile diğer futbolculara kötü örnek oluyor. Onlara haksızlık yapamam ‘’ diyor. 1971-72 sezonu devre arasında Teknik Direktörümüz Gündüz Kılıç Yusuf’u şöyle yorumluyor ‘’ Yusuf Tunaoğlu’nun çok büyük bir futbol ustası olduğunu söylememe lüzum yok ama ilk yarı bir kaç kez bezdirdi beni. Sonraları toparlandı, ikinci yarı iyi olacağa benzer. Zaten kararım kesin, ya çok iyi olacak ya da artık hiç olmayacak. Açıkça söyleyeyim onun futbolculuğunu seviyorum, arkadaşlarına, yöneticilere ve şahsıma karşı olan saygısını ve sevimliliğini de seviyorum. Ancak kulübün çıkarları benim bu sevgimin üstündedir.’’

1968-1972 yılları arasında sezonda ortalama 25 maç oynuyor. 1972-73 sezonunda 4 maça kadar düşüyor ve 1973-74 Metin Türel döneminde tek bir resmi maçta dahi forma giyemiyor. 1974-75 sezonunda Altay’a veriliyor. Türk futbol tarihinin en yetenekli, en teknik futbolcularından biri olan Yusuf’un pişmalığı Altay’a gittiğinde başlıyor. Kartal yuvasından kopmuş, neşesi kalmıyor, Beşiktaş günlerini özlüyor. Tekrar Beşiktaş’ta oynamak ve kader arkadaşı Sanlı’nın Jübile maçında forma giymek için yanıp tutuşuyor. Hatta bonservis parasını kendisinin vermesini bile öneriyor. Konuyu Baba Hakkı ile paylaşıyor, Baba Hakkı Yusuf’u ikinci kez Beşiktaş’a getiriyor. Yusuf geçmişe bir sünger çekmek ve eski parlak günlerine dönmek istiyor, taraftar özlemle beklediği Yusuf’a kavuşmanın mutluluğu içinde.

25.08.1975 sezonunda Macaristan’ın Csepel takımı ile oynanan hazırlık maçında Beşiktaş sahaya tarihinde ilk kez ıslıklanarak çıkıyor. Neden mi? Taraftar maçtan önce okunan kadroda Yusuf ismini duyamadığı için takımı protesto ediyor. Maçın başından, Ceyhun’un yerine oyuna girdiği 37. dakikaya kadar susmaksızın Yusuf tezahüratı yapıyor taraftar. Oyuna girer girmez, yine o akılları baştan alan tekniği ile tribünleri bayram yerine çeviriyor, tam bir futbol resitali sunuyor. Alman Hocamız Horst Buhtz 1975 yılının Ekim ayında takımdan ayrılana kadar onu her maç oynatıyor. Ama bu tarihten sonra takımın başına geçen Gündüz Tekin Onay ile pek yıldızı barışmıyor, sezonu yedek kulübesinde tamamlıyor.

21.08.1976 tarihinde İnönü Stadında Trabzonspor ile oynanan Jübile maçı ile aktif futbol hayatı bitiyor. Karşılaşmayı izlemeye gelen seyirci sayısı sadece 12.900 kişi. Yusuf jübileden sonra ibret niteliğindeki şu konuşmayı yapıyor; ‘’ Genç arkadaşlara tavsiyem özel hayatlarını iyi düzenlesinler, yoksa benim gibi bu yaşta ve bu kadar seyirci önünde jübile yaparlar ‘’

Futbolu bıraktıktan sonra bir süre Alt Yapıda hocalık yapıyor Yusuf Tunaoğlu. Daha sonra spor yazarı olarak çalışıyor. 2000 yılında Kuşadasında geçirdiği kalp krizi ile aramızdan ayrılıyor.

Kendisini izleyememiş olmanın üzüntüsünü hep hissettim, keşke biraz daha erken doğsaydım, ya da o daha uzun seneler oynayabilseydi. Vefatının 19. yılında özlem ve saygı ile anıyorum. Ruhu Şad olsun, mekanı cennet olsun.

Ahmet ÖZDEMİROĞLU

MÇK Modern Çağ Koleji
YORUMLAR

  1. Anonim dedi ki:

    Ellerinize sağlık çok güzel bir yazı kendisi levent liydi 5 6 apartman vardı aramızda hepimizin abisiydi mekani cennet olsun

    1. Ahmet Özdemiroğlu dedi ki:

      Allah rahmet eylesin.

  2. Songül Bayramoğlu dedi ki:

    Ahmet abi ne kadar güzel dile getirmişsin. Keşke bizlerde izleye bilseydik. Ruhu Şad olsun 🙏🏻