ÖZEL | Beşiktaş bir yaşam tarzıdır

Edebiyat dünyasında son dönemde adından söz ettiren isimlerden biri olan Eray Emin Aydemir ile Beşiktaş sevgisini, edebiyata bakış açısını ve Kara Kartalların kültürel etkisini konuştuk.

A+
A-
01.02.2021

Beşiktaş camiasının en önemli özelliklerinden biri de sportif başarılarının yanı sıra bünyesinde bulundurduğu insanların bilimden edebiyata, spordan sanata kadar geniş bir alanda başarılı insanlar yetiştirmesi. Beşiktaş Kongre Üyesi olan, uzun bir süre gerçekleştirdiği gazetecilik mesleğinin ardından yayımladığı 5 kitabı ile edebiyat dünyasında da isminden söz ettiren Eray Emin Aydemir, camiamızın edebiyat dünyasında yıldızı parlayan temsilcilerinden biri.

-Klasik soru ile başlayalım. Nasıl başladı Beşiktaş sevgisi?

Çok sevdiğim bir sözümüz var; “Beşiktaşlı olunmaz, Beşiktaşlı doğulur” şeklinde. Ben de Beşiktaşlı doğanlardanım. Tabi annanemin de çok etkisi oldu. Çok güçlü ve üzerimde etkisi olan bir kadındı. Beşiktaş sevgisini aşılamasının ardında aslında bir dram var. Kardeşi Dumlupınar Denizaltısı’nda şehit düşmüş. Beni hep ona benzetiyordu. İlginç olan tip olarak da çok benziyorum rahmetli kardeşine. O da Beşiktaşlıymış. Böyle başladı aslında hikâye. Beşiktaş bizlerin karakterine uyan bir camia. Haksızlığa gelemiyoruz. Hakkımızla kazanmak istiyoruz. Hakemler nadiren de olsa bizim lehimize hata yaptıklarında rahatsız hissediyoruz. Diğerleri “kazanalım da nasıl olsa kazanalım” derdindeler. Bu bizi rahatsız ediyor. Çoğu zaman “İyi ki Beşiktaşlıyım” diyorum. Genel kurala gittiğimde “Sen Beşiktaş’ın çocuğusun” diyorlar. Bu sözü duyunca büyük mutluluk duyuyorum.

-Sayın Sergen Yalçın’a karşı büyük bir saygınız var. Takımın başına geçmesi için sosyal medyada tribün deyimiyle “yangın” yapanlardan birisiniz. Ne görüyorsunuz Sergen Yalçın’da?

Sayın Sergen Yalçın benim çocukluk ve gençlik kahramanım. Karakteri çok düzgün bir insan. Konuşmalarını dinleyin, zekâsı muazzam seviyede. Zaten futbolculuk döneminde de ne kadar zeki bir insan olduğunu gördük. Teknik adamlığını da başarılı buluyorum. Larin’in ilk hali Beşiktaş açısından vasat sayılabilecek bir oyuncuydu. Sergen Yalçın onu bir silaha dönüştürdü. Ben de dâhil herkesin “kaleci alın” dediği bir dönemde Ersin’e güvendi ve forma verdi. Beşiktaş harika bir kaleci kazandı. Rıdvan kardeşimiz keza öyle. Sergen Yalçın’ın Beşiktaş’ın bu kez de teknik direktör olarak efsanesi olacağına inanıyorum.

-Trabzonspor maçında alınan mağlubiyet ve takımın ikinci sıraya düşmesine rağmen Beşiktaş’ın sezon sonunda ipi göğüsleyeceğini iddia ettiniz. Bunun nedenlerini öğrenebilir miyiz?

İlk olarak Beşiktaş bir takım kimliğinde. Muazzam bir arkadaşlık var, bunu görebiliyoruz. İkinci olarak Beşiktaş gerçekten iyi futbol oynuyor. Bu ikisi şampiyonluk sürecinde kritik unsurlar. Tabii diğer faktörler var. Hakemler ciddi bir sorun. “Beşiktaş’ı hakemler kolluyor” diyen insanların ya futbol bilgilerinde sıkıntı var ya da karakterlerinde. Açıkça söylüyorum, Beşiktaş’ın tarihinde hakem kollaması diye bir şey yok. Kendi camialarında yaşananları bizim üstümüze atmaya çalışıyorlar. Tekrar sahaya dönersek Beşiktaş’ın oynadığı futboldan çok mutluyum. Cenk Tosun transferinin de doğru bir hamle olduğunu düşünüyorum.

-Yayımlanmış beş kitabınız var. Ölümsüzlüğe Uyanış ikinci baskı yaptı. Yeni Dünyanın Dini Futbol ise farklı bir çalışma olarak iyi bir satış rakamına ulaştı. Kitaplarınızda zaman zaman Beşiktaş’ı da görüyoruz. Bunun nedenini öğrenebilir miyiz?

Beşiktaş ile yaşayan biriyim. İster istemez kaleme de yansıyor. Siyah-beyaz detaylara yer vermek beni çok mutlu ediyor. Beşiktaş edebiyatla iç içe bir kulüp. Hayatın her şeyini, üzüntülerini, sevinçlerini Beşiktaş ile beraber yaşayan insanlarız. Yazmayı seviyorum. Yeni kitap projeleri de var ancak bunlar için en erken tarih 2022 gibi. Nazi Dini ve Hitler’in Gizemleri daha yeni çıktı.

-Beşiktaşlı taraftarlardan kitaplarınızla ilgili nasıl geri dönüşler alıyorsunuz?

Okurlarım arasında “renkli” arkadaşlar da var. Ancak Beşiktaşlı biri okuyunca ve eleştirilerini yöneltince çok mutlu oluyorum. Sonuçta aynı frekanstan konuşan insanlarız. Şunu da söyleyeyim. Beşiktaş camiasının entelektüel birikimi fazladır. Statta devre arasında Dostoyevski ve Balzac’tan konuştuğumuz günler de oluyordu, hakemlerden de. Farklıyız ve bu farklılık ülkemizde sadece bize ait.

-Neden kaynaklanıyor sizce bu entelektüel farklılık?

Beşiktaş camiasındaki insanlara baktığımızda dünyaya bakışlarının daha net olduğunu fark ediyoruz. “Neden” sorusunu soran insanlarız. Bu soru bize bilimde, siyasette, sanatta ve edebiyatta sonsuz kapılar açıyor. Beşiktaşlı her şeyden önce uyanık insandır. Topluma bakışında da bu etkeni görürsünüz. Beşiktaş bir yaşam tarzıdır. En büyük şansımız bu. Kendi camiamız da bizi karakter ve bakış açısı bakımından besliyor. Okuyor ve sorguluyorlar. Bu yüzden Beşiktaş camiasını kimse kolay bir şekilde yönlendiremez. En büyük kusurumuz kırılganlığımız ve duygusallığımız. Bu da çok sevmekten kaynaklanıyor. Trabzonspor maçında alınan yenilgi sonrasında herkes karalar bağladı. Koca sezonda olabilecek şeyler bunlar. Bu ruh halinden vazgeçmemiz lazım.

-Beşiktaşlı taraftarlara söylemek istediğiniz bir şey var mı?

Arabesk düşünmekten vazgeçsinler. Biz Beşiktaşlıyız. Mücadele bizim ruhumuzda var. Takıma ve Sayın Sergen Yalçın’a güvensinler. Sezon sonunda motorları maviliklere süreceğiz. Kimsenin endişesi olmasın.

GundemBesiktas.com ÖZEL HABER

ETİKETLER:
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.